Corona Virüsünün Dijital Medya Pazarlamasına Etkisi Nasıl Olacak

27 Mart 2020

image

Tüm dünyayı etkisi altına alan Corona virüsü ülkemizde de son 3 haftadır yayılım hızını arttırmakta ve insanları etkilemektedir. Salgın ülkemizde sosyal, ekonomik ve siyasi olarak etkisini göstermekle birlikte bireyler üzerinde büyük bir paniğe ve tedirginliğe yol açmaktadır.

Tüm dünyada büyük bir tedirginliğe yol açan Corona virüsü, Çin'de ortaya çıkmış olduğu günden bugüne alınmaya çalışan tüm önlemlere rağmen yayılma hızını her geçen gün arttırmakta ve yanlış yapılan kriz yönetimlerinin de etkisi ile etki ettiği insan sayısında artışlar görülmektedir.

Ülkemiz içerisinde bulunmuş olduğu bu zor dönemde tüm dünyada olduğu gibi önlemler almaya çalışarak etkiyi en aza indirmeye gayret göstermektedir. Ancak bu noktada alınan önlem ve aksiyonlar kriz yönetimi ve strateji bakımından doğru bir şekilde yönetilmemekte ve birçok yanlışı da beraberinde getirmektedir.

Her ne kadar doğru yönetilen bir sürecin içerisinde yer almasak da dünyamız bu salgını bir şekilde atlatacak ve tüm alanlarda normalleşme süreçleri başlayacaktır. Burada asıl önemli olan soru şu olmalıdır: Normalleşme süreci başladığında her şey normal olacak mı, ülkeler aynı kalacak mı? İnsanlar aynı kalacak mı? Peki ya şirketler? Bu soruları arttırabiliriz. Bu küresel salgın sürecini hep birlikte yaşarken bir de salgın sonrasına dikkat çekmemiz gerekecek.

Tarihten bu yana insanların alışkanlıklarını, beklentilerini, karar süreçlerini ve konfor noktalarını değiştirmek en zor noktalar olmuştur. Bir birey alışkanlıklarından ya da konfor noktasından nasıl vazgeçer? Ancak ve ancak güvenliği tehlikeye girdiğinde.. Burada şöyle bir örnek vermekte fayda olacaktır. -1 ay önce birisi size 3 hafta süre boyunca evden çıkmayacaksın deseydi, cevabınız ne olurdu? Eminim ki birçoğumuzun cevabı ''saçmalama niye evden çıkmıyorum?'' tarzında ters bir cevap olacak ve bunu uygulamayacaktık. Çünkü belirli alışkanlıklarımızdan ve konfor noktalarımızdan vazgeçmek istemeyecektik.

Ancak söz konusu güvenliğimiz ve sağlığımız olduğu noktada 3 hafta değil 3 ay bile mutlu bir şekilde evden çıkmadan bekleyebiliriz. İnsanlar güvenlikleri ve sağlıkları tehlikeye girmediği sürece alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar. Corona virüsünden sonra ki süreçte de kendi güvenlik alanlarında tehdit gören ülkeler, insanlar, şirketler, doğa, hiçbirşey aynı kalmayacak ve alışkanlıklarını değiştirecek.

Bu noktayı ''yeniçağ'' olarak adlandırabiliriz. Corona virüsünün bir çağı kapatıp yeni bir çağ açacağını düşünüyorum. Bu doğrultuda üzerinde durmak istediğim konu ise dijital medya dünyası ve reklam ajanslarının bu yeni çağda kendisini doğru konumlandırması üzerine olacak.

Reklam ajanslarının ana hedef noktası iş birliği içerisinde bulundukları markalar olsada, aslında görünenin arkasındaki insan faktörü ve bu faktörün alışkanlıkları, değişimleri , beklentileri ve duyguları üzerine kuruludur.

Bu noktada içerisinde bulunduğumuz süreçten çıktığımız andan itibaren ajanların kendisini doğru konumlandırması, değişecek insan faktörü üzerine stratejiler belirlemesi zorunluluk haline gelecektir. Bu stratejileri zamanında belirleyemeyen ajanslar insan faktöründen uzaklaşarak oyun dışı kalmaya mahkum olacaktır.

Bireylerin alışkanlıkları ve duyguları bir anda değişmese de süreç içerisinde virüsün yayılması gibi kademe kademe ilerleyerek devam edip, boyut değiştirecektir.

Bu değişen alışkanlıkların yemek kültürümüzden, giyim tarzımıza otomobil seçimimizden tatil alışkanlıklarımıza kadar tüm sektörleri ve hedef kitlelerini derinden etkileyeceğini ve yeni konumlandırmaları da beraberinde getireceğini her birlikte göreceğiz.

Reklam sektöründe şu an markaların birçoğunun en önemli pazarlama ayağının sosyal medya pazarlaması olduğunu ele aldığımızda büyük bir değişiminde sosyal medyada olacağı kanısına varabiliriz. Markalar bundan sonraki süreçte sosyal medya hesaplarından yapacakları çekilişler, kampanyalar ya da vermiş oldukları %15 indirimler ile ilerleyemeyecek noktaya gelecekler hatta ve hatta deneyimsel pazarlamanın bile etkisi kaybolacak. Alışkanlıkları ve duyguları değişen hedef kitlenin öncelikleri de değişeceğinden dolayı önceliğinde ''güven noktası ve değişim'' yer alıyor olacak. Bir markanın ya da reklam ajansının yapacağı en ölümcül hata hedef kitlenin duygusunu kaybetmektedir. Duygusu değişen hedef kitle değişim ister ve bu değişimi yakalayamayan marka ise oyun dışı kalmaya mahkum olur.

Bu değişime ayak uydurabilen ajanslar ve bu noktada ajanslarını özgür bırakan markalar bu 'yeni çağ'a ayak uydurup güçlenerek pazarlarında ilerlemeye devam ediyor olacaklar. Ancak değişime ve yeniçağ-a kendisini kapatan görmezden gelen ajanslar ve markalar ise virüsün insanlığa vurduğu darbeden daha büyük bir darbe yiyerek elenecekler.

Bu yeniçağ-a şimdiden kendisini hazırlayan ajanslar ve markalar göstermiş oldukları vizyon ile bu oyuna 1-0 önde başlıyorlar. Değişimin kaçınılmaz olduğu günümüzde hayatta ''Değişmeyen tek şey değişimdir'' sözünden ilham alarak değişimimiz yeniçağda bol olsun...